Vapur (Edip Cansever)


Saat onda kalkacak vapur

Biliyorum biliyorum
İşte bavulum, yüreğim işte şurada
Biletimi istiyorlar, uzatıyorum
Güverteye çıkıyorum, hiç yoktan bir deniz daha
– Saat onda mı kalkacakmış vapur
– Gecikebilirmiş biraz, öyle diyorlar
Desinler, desinler
Hey kaptan! bana baksana
Ben çoktan varmışım varacağım yere
Bir Edip daha bekliyor beni eski bir otelin kapısında

Sabah içinizde alkış tutan bir hevesle ve deniz görme isteğiyle uyandınız oysa ki her sabahtan farksız bir sabahtı , güneş olması gerektiği yerden doğmuş , hafif sonbahar rüzgarı iklimin değiştiğini , kalınca giyinmeni hatırlatmıştı artık şunu anladın deniz kıyısı bir şehirde yaşamak bir nevi hastalık rüzgar dendiği zaman aklına hemen sert , yüksekçe ve buruşuk kayaların üzerinde durduğun günler gelir ve özlersin işte birden maviliği  yine bu deniz sevdasıyla uyandığında tek yol vapura binmektir. Hatırladığın kadarıyla hem ucuz hem de keyiflidir. İşte böyle bir günde pek umursamadın giyindiklerini saçına yüzüne aldırış etmeden kalabalık ve insanı boğan belediye otobüsüne bindin karşı koltuğun da gün değerlendirmesi yapan teyzeler , ayakta duran adama yer versem mi vermesem mi diye şüpheyle birinin kalkmasını beklemek , bu kalabalıktan ne kadar tiksinti duysan da alıştın artık bu şehirde yaşamaktan , var olup gidiyorsun işte pek te aldırmadan sonunda Eminönü’ne vardın  35 dakikalık bu yolculuk vapurun kalkış düdüğü içindi. Vapur gişelerine geldin bir kalabalıkta burada var insanlar akın etmiş , sanki vapura binene ödül var insanların bakışları arasında  fark ettirmeden yanaştın giriş kapısına ama bir adım kaldı denize ulaşmana rahatlatıyor bu his içini kapı açıldı koşucular silah sesiyle başladılar birbirlerini itmeye bir oraya bir buraya çarparak merdivenlere ulaştın sonunda vapurun ikinci katındasın. Soğuk güneşin alnını ısıtacağı , rüzgarın seni sarmalayacağı bir yer bulup oturdun tam hissedecekken İstanbul’u ve vapurun motor sesini bir insan kalabalığı tekrar bağırışmaya ve fotoğraf çekinmeye başladı. Dur! sövme sakın vapurun en altına in en kıç tarafında tutun trabzanlara denizin gökyüzü gibi maviliğine odaklan vapur motorunun dönen çarklarından çıkan yüksek balonlu bulutları seyret bunca sıkıntı bunca dert işte yirmi dakikalık cennet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir