Ölü Ozanlar Derneği

hayran olduğum film her kesimden her yaştan kitlenin izlemesi gereken bir başyapıt olmakla birlikte kendi felsefesi olan bir klasiktir eğitime insan hayatına özellikle öğrenci kesimine dair çok güzel şeylere değinerek öğrencilerin çıkmazından baskı altında yaptıklarından ya da yapamadıklarından söz eder filmimiz kaptanın ilk dersine girmesiyle heyecanını arttırır çünkü kaptan diğer öğretmenler gibi değildir ezberci ya da soğukkanlı değil tam tersine çocuklarla iç içe bir anlatım tarzıyla hayata karşı onları heyecanlandırmıştır hatta çocuklara Latince bir söz öğretir carpe diem vakit varken tomurcukları topla anı yakala demektir bu söz yüzlerce yıllık bu okulda binlerce öğrenci arasından en iyileri gösterir onlara sadece ders çalışmaları değil hayatlarına heyecan katmalarını da ister artık bütün sınıfın çok sevdiği bir öğretmen haline gelmiştir ama okulun bir sıkıntısı vardır aşırı disiplinli fakat mükemmel derecede iyi eğitim sağlayan öğrencilere muntazam bir hayat vadeden bir okuldur tek sorun onların hayallerini hayatlarını da çalmasıdır tek önemli olan derstir tek önemli olan çalışmaktır ama çocuklar kaptanın eski yıllığını bulurlar ve orda bir kulüp görürler adı ölü ozanlar derneğidir bu kulübün çocuklar öğretmenin açtığı tomurcuk toplama yolunda ilk tomurcukları kulaklarının arkasına koymuşlardır artık her gün okulun ilerisinde ki küçük bir mağarada toplanır şiirler okur ve eğlenirler sonra yatakhanelere geri dönerlerdi sanki bu heyecan onları yaşama bağlıyordu daha sonraları hepsi aslında yapmak istedikleri şeyleri yapmak isterler tiyatro resim vs. ama aileleri izin vermezler işte asıl hiciv burada başlar çocukların ne istedikleri ya da ne yaptıkları kimsenin umurun da değildir tek gereken ders çalışmaları ve yüksek not almaları gerekir sanki hayat boyunlarında bir kemermiş de tokası ailelerin elindeymiş gibi davranıyorlardır çocuklar ve tıpkı bir tohum bir bitki gibi aileleri tarafından büyütülür ne olacakları belirlenir ne yapacakları belirlenir ve sonuç olarak büyüyerek duygusuz yapay ve birazda soğuk insanlar olurlar ama kaptan gibi öğretmenler her zaman derslere girerek çocukların üzerine bir güneş ışığı gibi doğarak aydınlatıyor sanatın kitabın değerini anlatıyordu bir cümle bir kelime her şeyi değiştirebilir diyordu çocuklarda bu heyecanla her gün aynı mağarada tekrar tekrar buluşuyorlardı ana karakterlerden Neil tiyatro kursunda bir role kabul edilmişti annesinden babasından gizli provalara gidiyordu babasına söylediği zaman tabii ki de izin vermemiş şiddetle karşı çıkmıştı ama kaptanın açtığı yol pek kullanılmayan bir yol olsa da çok güzeldi ve Neil o yoldan yürümek istiyordu böylece tiyatroda ne olursa olsun oynamaya karar verdi ve intiharının ipini çekmiş oldu çünkü dersler tarafından sıkılan o kemer ailesi tarafından da sıkılmaya devam ettikçe Neil nefes alamıyordu nefessiz bir şekilde yaşamaktansa ölmeyi tercih etti bu eğitim sistemine ve ailelere bir hiciv olduğunu düşündüğüm film bizlere ne anlattı her ne kadar sonu ölümle bitse de bize yaşamayı vakit varken tomurcukları toplamayı anlattı bu film bize carpe diem dedirtti malesef bizim ülkemizde de durum çok farklı değil öğrenciler büyük bir baskı altında eziliyorlar tek dertleri rahat bir iş bulmak kim bilir kaç tane Oğuz Atay edebiyata kaç tane Cahit Arf matematiğe yada kaç Müşfik Kenter sahne sanatları okuyamadan heba oluyor, çocuklara gençlere her yaştan insana ilk önce yaşamayı en çok da olağandışı yaşamayı öğretmeliyiz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir